0 (232) 483 14 14

Kardiyoloji

Kardiyovasküler Hastalıklar

Koroner Arter Hastalığı

Koroner arter hastalığı günümüzde en sık görülen ve en önemli sağlık sorunlarından biridir. Koroner arter hastalığı kalp kasını besleyen koroner arterlerin tıkanıklığına verilen addır ve nedeni ateroskleroz denilen damar sertliğidir. Bu hastalığın en önemli özelliği ileri evrelerde hayatı tehdit edebilen miyokard enfarktüsüne yol açabilmesidir. Bu hastalığa yol açan risk faktörlerinin bilinerek koruyucu önlemlerin alınması, hastalığın tedavisi kadar, hatta daha da önemlidir.

Hipertansiyon

Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.

Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg&aposdır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg (milimetre civa) üzerinde olan kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir. Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arasında farklılık gösterir. Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfingomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi) ortalaması alınarak belirlenmelidir. Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.

Kalp Yetmezliği

Kalbin kan pompalama gücünün yetersiz olduğu ciddi bir hastalıktır.
Vücuda yeterli kan akımı olmaz, akım bozulduğu için kalbe dönemeyen kanın damarlarda birikmesidir.
Pompalama yetersizliği, kalbin kendi damarlarına ait hastalıklar, kalp kası hastalıkları, kalp kapakçık hastalıkları, tansiyon yüksekliği ve alkole bağlı olarak ortaya çıkar.

Egzersiz, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, düzenli ilaç kullanımı ve yaşam tarzı değişiklikleri öğrenilerek kalp yetmezliği ile savaşılabilir.

Kalp Kapak Hastalıkları

Kan, kalbinizden bir yöne doğru pompalanırken kalp kapakları sayesinde kanın geri kaçması önlenmektedir. Bu kapaklar, tek yöne doğru açılan kapılar gibi görev yapmaktadır. Kalbimizde 4 adet kapak vardır:

Aort kapak

Mitral kapak

Trikuspit kapak

Pulmoner kapak

Kalp kapaklan ile ilgili olarak 3 tip problem olabilir.

Kapak yetmezliği

Kapak darlığı

Yetmezliğin eşlik ettiği darlık

Hem yetmezlik hem darlık, belirli derecelere kadar ameliyat gerektirmeyebilirler. Ancak, kalbin yapısı bozulmaya başlarsa, akciğerlerde veya damar yapısında bozulmalara yol açıyorsa, kalbin düzenli olarak çalışmasını engelliyorsa ameliyatla düzeltilmelidirler. Ameliyat sırasında uygulanacak ilk tercih kapağın onarımıdır. Kalp kapağının onarıma müsait olup olmadığı operasyon öncesinde de bir takım tetkiklerle anlaşılmaya çalışılsa da en iyi şekilde ancak operasyon sırasında anlaşılabilmektedir. Bu konunun detaylarını cerrahınızdan öğrenebilirsiniz.

Kapaklarınız onarıma müsait değilse suni kapaklarla değiştirilmesi gerekmektedir. Kapak çeşitleri ve özellikleri hakkında detaylı bilgiyi cerrahınızdan alabilirsiniz.

Kalp Ritim Bozuklukları

Normalde kalp atımı sağ kulakçıktan başlar. Sağ kulakçıkta elektrik uyaranlar çıkaran sinüs düğümü adı verilen özel hücre grupları vardır (Doğal kalp pili).

Uyaran kulakçıktan atriventriküler düğüme gelir.  Atrioventriküler Düğüm, uyaranı karıncıklara taşıyan yollarla(Sağ Dal, Sol Dal) bağlantılıdır. Uyaranın bu yollar aracılığı ile bütün kalpte dolaşması sonunda önce kulakçıklar kasılarak kan karıncıklara pompalanır. Saniyeden kısa bir süre içinde kasılan karıncıklar yardımıyla kan tüm vücuda dağıtılır.

Bu işlem normalde dakikada 60-100 kez tekrarlanır.

Kalp ritim bozukluğu, kalbin normal atım düzeninden farklı şekilde atması olarak tarif edilebilir. Halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, baş dönmesi, göğüs bölgesinde ağrılar, korku ve nadir olarak baygınlık gibi belirtiler görülür. Ancak, kalp ritim bozuklukları her zaman rahatsızlıklara neden olmayabilir.

Senkop (Bayılma)

Senkop bayılma demektir. Beyin kan akımının önemli ölçüde ve geçici olarak azalması sonucu gelişen geçici şuur ve duruş (postür) kaybı olarak tanımlanır. Yani hastanın bayılma sırasında şuuru kaybolduğundan olup biteni hatırlayamaz, duruş kaybı olduğundan düşer ve hatta bu arada çarpmaya bağlı yaralanmalar olabilir. Hasta düştüğü zaman, yer çekimi kanı beyinden daha fazla aşağıya çekemez, beynin kanlanması düzelir ve bilinç yerine gelir. Yani düşmeye bağlı yaralanma ve buna ait problemler olmazsa senkop sonrasında hasta tam olarak kendine gelir.

Senkopun kendisi bir hastalık değildir. Altta yatan bir nedenin görünen yüzüdür.
Senkop, kalbe bağlı veya kalp dışı nedenlerden oluşan, sebebe yönelik inceleme ve tedavi gerektiren bir durumdur.

Lipid Bozuklukluklar

Kalp ve damar hastalıkları Türkiye&aposde ve diğer ülkelerde ölüm ve kalıcı sakatlıklara yol açan yaygın sorunlardır. Türkiye’de 6 milyon kişide kan kolesterol düzeyi sınırda yüksek (200-239 mg/dl) ve 2 milyon kişide yüksektir (240 mg/dl). Gelişmiş ülkelerde ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları ilk sıradadır ve yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, şişmanlık gibi sorunların düzeltilmesi ile bu ölümler önlenebilir veya geciktirilebilir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü kalp ve damar hastalıklarını 1 numaralı insanlık düşmanı ilan etmiştir. Kalp ve damar hastalıklarını kolaylaştıran faktörlere kardiyovasküler risk faktörleri adı verilir. Kanda kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması hasta için risktir ve kolesterol yüksekliği bir kardiyovasküler risk faktörüdür. HDL-kolesterolün düşük olması da bir risktir. Bu riske sahip hastalarda kalp krizi, felç, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır.

Bu durum bir su borusunda pisliklerin birikmesine benzetilebilir. Kolesterol hangi damarda birikmişse o damarla ilişkili sorunlar ve hastalıklar ortaya çıkar. Kolesterol yüksekliğinde belirti ve bulgular çoğu zaman ani kolesterol yükselmesine bağlı değildir, uzun süreli kolesterol yüksekliğinin damar duvarında kolesterol birikmesine yol açmasının sonucudur. Yani kolesterolünüz şu andaki değerinin 2-3 katına yükselse ve 3-4 saat yüksek kalsa size bir zararı olmaz. Asıl sorun sizde daha önce uzun süreli kolesterol yüksekliği olmasıdır. Kalbi besleyen damarlarda (koroner arter) kolesterol birikimi bu damarlarda tıkanma ve daralmanın sonucu göğüs ağrısı, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olur. Bunların sonucu hasta koroner by pass ameliyatı (cerrahi olarak darlığın ortadan kaldırılması) veya anjiyoplasti (balonla daralmış koroner arterin genişletilmesi) işlemine ihtiyaç duyabilir. Beyini besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi olması felçlere, konuşma bozukluklarına, dengesiz yürümeye, bilinç kaybına yol açar. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. Ana atardamarda (aort) kolesterol birikimi de tehlikelidir. Buradan kopan kolesterol birikintileri daha küçük damarları tıkayarak çok değişik sorunlara yol açabilirler: Bağırsağı besleyen damarları tıkayarak bağırsak ölümüne, göz damarlarını tıkayarak körlüğe, bacak damarlarını tıkayarak kangrene yol açabilirler.

Kolesterol yüksekliğine bağlı sorunlar ortaya çıktığı zaman hasta geç kalmış olabilir; bu nedenle kolesterol yüksekliğini önlemek, yükselmişse düşürmek çok önemlidir.

Perikarditler

Kalbin etrafını saran ince kese şeklindeki membranın adı perikardtır. Perikardın zedelenmesi ve şişmesi ile karakterli iltihabına perikardit denir ve göğüs ağrısı başta olmak üzere bulgu verir. Akut veya kronik şekilde gözlenebilir. Keskin göğüs ağrısı akut perikarditin bulgusudur. Ciddi vakaların tedavisinde ilaç uygulamaları ve cerrahi söz konusudur.

Erken tanı ve tedavi hastalığın uzun vadeli komplikasyonlarını azaltmak için gereklidir.

Kardiyomiyopatiler

Kalp adalesinin hastalıklarına kardiyomiyopati denir. Etiolojile-rine göre primer ve sekonder (spesifik) olarak ikiye ayrılırlar. Primer kardiyomiyopatiler etiyolojisi bilinmeyen (koroner kalp hastalığı, kapak hastalığı, hipertansiyon veya pulmoner hipertansiyon, enfeksiyon, toksisite, konjenital kalp-damar defektleri ve perikart hastalıkları olmadan) oluşan miyokart hastalıklarına denir. Sekonder (spesifik) kardiyomiyopatiler ise belli bir etiyolojisi olanlardır.

Kardiyolojik Tedaviler

Ablasyon

Ritim bozukluğuna sebep olan anormal kalp dokusu tahrip edilerek ortadan kaldırılması işlemidir. Kateter ablasyonda kasık veya kol toplardamarı yoluyla kalp içine kateter ilerletilir. Kateterin kalbin neresinde olduğu x ışınları yardımıyla (floroskopi) izlenebilir. Kateterlerin ucu kayıt cihazına bağlanarak kalp içi EKG kayıtları alınır ve araştırma ile ritm bozukluğuna sebep olan odak bulunur. Daha sonra kateter yardımıyla radyofrekans enerjisi verilerek bu bölge tahrip edilir ve böylece sorumlu odak ortadan kaldırılır. Sorumlu odağı tahrip etmede çoğunlukla radyofrekans enerji kullanılır.

Koroner Anjiyografi

Kalp kasını besleyen ve normal fonksiyonda çalışmasını sağlayan koroner damarların filminin çekilmesi işlemine koroner anjiografi adı verilir. Kasık damarından yapılabildiği gibi, kol veya el bileği damarlarından da yapılabilen koroner anjiografi işleminde damarların içine boyayıcı özellikte opak madde verilir; darlık, kan akımı yavaşlaması, spazm ya da anatomik bozukluklar değerlendirilir. Lokal anestezi ile damara giriş bölgesi uyuşturulur, ardından damara yerleştirilen ve kılıf vazifesi gören özel bir iğne ile kalp damarlarına ilerletilen kateter adı verilen malzemelerle görüntüleme yapılır.

İşlem ortalama 10-15 dakika arasında sürmektedir. Genel anestezi ihtiyacı gerektirmeyen tanı metodu olan koroner anjiyografi işlemi sırasında operatör tarafından uygun görülürse daralmış ya da tıkanmış olan damarlara da müdahale edilerek tedavi sürecine geçilebilme imkanı vardır. İşlem sonrasında uygun şartlar sağlandığında damara yerleştirilmiş olan kılıf çekilir ve kanama kontrolü sonrası giriş yerinin iyileşmesi için; ağırlık (kum torbası), özel kapatma cihazları ya da bilek yolu kullanılanlarda ise kanama engelleyici bileklik kullanılmaktadır. Koroner anjiyografide damara müdahale edilmemişse (balon ya da stent uygulaması yapılmamışsa) işlemden; koldan yapılanlarda 2-3 saat, kasıktan yapılanlarda 4-6 saat sonra hastaneden çıkış işlemleri yapılabilmektedir.  Balon ya da stent uygulaması yapılmış kişiler ise genellikle bir gece hastanemizde gözlem altında tutularak misafir edilmektedirler.

Kalp Pilleri

Kalp pilleri, kalbin kendi elektriksel işleyişinde sorunlar yaşandığında, kalbi çalıştırmak üzere göğüs duvarına yerleştirilen küçük cihazlardır. Hem kulakçık hem de karıncıkları harekete geçiren pillerin yanı sıra sadece karıncık ya da kulakçıklar üzerinden çalışan piller de mevcuttur. Kalp atışlarının hızını ve ritmini korumak üzere elektrik uyarıları gönderen kalp pilleri, nabız jeneratörü ve kablolardan oluşur. Jeneratör, pilin bataryasını ve küçük bir bilgisayarı içerir. Kablolar jeneratörden kalp kasına elektrik uyarıları gönderir ve kalbin kasılmasını sağlar.

Perkütan Mitral Valvüloplasti, Mitra klip ve TAVİ: (Ameliyatsız mitral kapak ve aort kapak hastalıklarında uygulanan tedavi yöntemleri)

Günümüzde ileri teknolojinin sunduğu imkanlar ve beklenen yaşam sürelerinin artması nedeniyle ileri yaşlarda dejeneratif kalp kapak hastalıkları geçmiş yıllara nazaran daha sık tanı almaktadır. Geçmiş yıllardan beri uygun hastalarda Romatizmal kapak hastalığı nedeniyle mitral darlığı saptanmış olanlara, Mitral Balon Valvuloplasti denilen ve daralmış olan mitral kapağın balon yardımı ile genişletilmesi işlemi uygulanmaktadır.

Son yıllarda görülme sıklığı artan Dejeneratif Aort Kapak darlığı saptanan ve operasyon riski,  eşlik eden hastalıkları nedeniyle yüksek olan ya da opere olamayan hastalarda ameliyatsız, kasık damarından aort kapağı takılması (TAVİ)  işlemleri mümkün olmaya başlamıştır. Uygun vakalarda başarılı sonuçları son yıllarda yapılan çalışmalarda umut vaad etmektedir.

Yine dejeneratif ya da kalp yetersizliğinin sonucu meydana gelebilen mitral kapakta ciddi kan kaçırma problemi olan, operasyonu çeşitli nedenlerle riskli olan hastalarda kan kaçıran kapak uçlarının mandal benzeri bir aparatla bağlanıp (Mitra klip) bu kaçağın miktarının azalması ve hastanın yakınmalarının azalması mümkün olabilmektedir. Bu işlemde ameliyatsız kasık damarından girilerek yapılmakta ve işlem riski cerrahi işleme göre daha düşük gözlenmektedir.

Kalp Pilleri ve Kalp Yetersizliğinde Kullanılan Şok Cihazları (ICD/CRT)

Nabızda belirli bir seviyenin altında düşüklük, bu nedenle bayılma ve kalp yetersizliği yakınması olan kişilerde kalp pilleri tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Lokal anestezi ile sağ ya da sol köprücük kemiği alt hizasında cilt altına yerleştirilen kalp pilleri düzenli olarak kontrollerde değerlendirilir ayarları gözden geçirilir.  Cilt altına yerleştirilen pil bataryası bittiğinde tekrar yenilenebilir. Böylece ayarlanmış değerlerin altına nabız sayısının inmesi önlenir.

Nabız düşüklüğünü tedavi eden kalp pillerinin dışında kalp yetersizliğinde ani kalp durmasını engelleyen ve kalbin özellikle karıncık bölgesinden kaynaklanan ölümle sonuçlanabilecek ritim bozukluklarında (ventriküler taşikardi ve ventriküler fibrilasyon) ritimi normale çevirmek için devreye giren özellikli şok yapabilen kalp pilleri de kullanılmaktadır. ICD (Implantable Cardioverter Defibrilator) adı verilen bu cihazlar diğer piller gibi benzer yöntemlerle takılır ve takipleri yapılır.

İleri evre kalp yetersizliğinde meydana gelen kalp kasındaki çalkalanma hareketini düzelten, hastaların kalp yetersizliğine bağlı yakınmalarını (nefes darlığı, halsizlik, efor kapasitesinde azalma... vs.) azaltan, ayrıca şok verme özelliği de barındırabilen ileri teknoloji cihazlar, uygun hastalarda kalp yetersizliği ve bu duruma bağlı gelişmiş ritim bozukluklarının tedavisinde kullanılmaktadır.

Kardiyolojik Tetkikler

EKG

Kalpte oluşan elektrik akımlarının kâğıda yazdırılma işlemine elektrokardiyografi (EKG, elektro, elektrokardiyogram) denir.

Egzersiz EKG / Efor Testi

Göğüs ağrısının kalp nedenli olup olmadığının değerlendirilmesi, egzersiz kapasitesini değerlendirmesi, egzersiz programı başlanacak hastaların uygunluğu, hastaların kullandığı ilaçların etkinliğinin değerlendirilmesi, koroner arter hastalığında risk belirlemesi ve egzersiz sırasında olan ritim bozukluklarını tayin etmek amacıyla yapılır.

Tekrarlanabilmesi, girişimsel bir yöntem olmaması nedeniyle temel tarama ve tanı metotlarından biridir. Yürüyüş bandında basamaklı olarak hız ve eğim artışına bağlı kalbin EKG kayıtlarındaki değişiklikler değerlendirilerek inceleme yapılır. Ortalama test süresi 15 dakika civarındadır. 

Holter EKG

Holter EKG nedir?

Holter EKG,  kalbin elektrik aktivitesinin 24 saat veya daha uzun süreli olarak kaydedilmesi işleminin adıdır. Ritim Holter (veya EKG Holter) olarak da anılır. 

Holter EKG ne zaman / kimlerde gerekir?

Holter EKG kalp aritmilerinde veya kalp aritmisine yol açan hastalıklarda sık kullanılan bir tetkiktir. Bu ritim bozukluğu kalpte çok hızlı veya çok yavaş atımlar veya anlık duraklamalar şeklinde olabilir. Çok kısa sürebilen ve ara ara olan bu durum muayene sırasında çekilen EKG de çoğu zaman saptanamaz. Bu nedenle zaman zaman olan bu ritim bozukluklarının saptanması için Holter EKG (ritim Holter) tetkiki gerekir.

Holter EKG hangi hastalıkların tanısında yardımcı olur?

Holter EKG aşağıdaki hastalıkların tanısında kullanılır:

·   Çarpıntı ve ritim bozuklukları

·   Fenalık hissi

·   Bayılma

·   Ani halsizlik-nefes darlığı ve

·   Kalp krizi sonrasında bazı hastalarda ölümcül ritim bozukluğu riskinin belirlenmesi amacıyla kullanılmaktadır.

Holter EKG kaydı nasıl yapılır?

Holter EKG sistemi bir kaç kablodan ve bu kabloya bağlı küçük bir kayıt cihazından oluşur. Kablolar yapışkan ve tek kullanımlık pullarla (elektrot) vücuda bağlanır. Çoğu zaman 5 veya 7 adet elektrod-kablo kullanılır. Bu elektrotlar kalbin elektrik aktivitesini en uygun şekilde kaydedecek göğüs üzerindeki noktalara yapıştırılır. Kayıt cihazı bu kablolardan gelen sinyalleri sürekli olarak belleğe kaydeder.
Kaydedilmiş olan tüm  EKG sinyalleri daha sonra uzman bir kardiyolog tarafından değerlendirilir ve rapor yazılır.

Holter EKG cihazı taktırdığınızda nelere dikkat etmelisiniz?

Holter EKG cihazı takılı haldeyken kişinin günlük yaşamında genelde önemli bir kısıtlama söz konusu değildir. Tam tersine hastanın her günkü doğal aktivitelerine devam etmesi istenir. Holter EKG takılı olan kimsenin elektrikli veya elektronik cihazlar kullanmasında, araç kullanmasında, cep telefonu kullanmasında herhangi bir sakınca yoktur. Holter cihazı takılıyken tek bir kısıtlama vardır; hasta cihaz takılıyken duş almamalı, banyo yapmamalıdır. Holter EKG kaydı uyku sırasında da devam eder; herhangi bir zararı yoktur.

Holter EKG kaydı sırasında şikayetiniz olursa ne yapmalısınız ?

Holter EKG nin takılma nedeni zaten böyle bir durum sırasında kalp ritminin kaydedilmesidir. Çoğu cihazda böyle bir anda basılarak aktive edilmek üzere küçük bir düğme bulunur. Bu düğmeye basıldığında cihazın kayıtlarında o zaman anı işaretlenecektir. Böylece raporu düzenleyen kardiyolog o sıradaki kalp ritmi ve hastalık hakkında daha ayrıntılı değerlendirme yapacaktır.

Holter EKG cihazı takılıyken hiçbir şikayetiniz olmazsa ne olur?

Holter cihazı takılıyken tetkike neden olan şikâyetlerin olması aslında istenen bir durumdur. Ancak hiçbir şikayet veya sıra dışı bir durum olmasa da, kalp ritminin 24 saatlik dökümü, egzersiz ve uyku sırasındaki ritim özellikleri yine de kalp ritmi hakkında çok önemli bilgiler verecektir.

Holter EKG kaydı sırasında kablolar yerinden çıkarsa ne yapmalısınız?


Yerinden çıkan kablo tekrar aynı yere takılmalıdır. Eğer birden fazla kablo yerinden çıktıysa ve yerleri belli değilse mümkünse Holter EKG sistemini takan kişi / kurum aranmalıdır. Bu irtibat sağlanamıyorsa kablolar yine de boş olan pullara (elektrod) takılmalı; ancak cihazın teslimi sırasında bu durum hakkında mutlaka bilgi verilmeli; kabloların yerlerinin kayıt sırasında değişmiş olabileceği anlatılmalıdır.

Koroner Anjiyografi

Koroner Anjiyografi, koroner arter hastalığının tespitinde kullanılan bir yöntemdir. Damar sertliği nedeni ile koroner arterlerin hangi bölgesinin ne kadar daraldığını ve/veya tıkandığını tespit edebilir. Damar darlık veya tıkanıklıklarını tespit ederek tedavinin gerektiği gibi yönlendirilmesini sağlar. İşlem esnasında kalp boşluklarınıza da ulaşılacağı için kalp kateterizasyonu ile kalp kapaklarının ve duvarlarının çalışmasındaki kusurlar da gösterilebilir. Kalp delikleri gibi doğumsal kalp hastalıklarının teşhisi için de kullanılabilir.

Elektrofizyolojik Çalışma

Kalbin elektriksel iletim sisteminin veya kalp kası hücrelerinin neden olduğu aritmilerin (ritim bozukluklarının) saptanması, nedeninin ve odak bölgesinin tespiti, aritmi tipinin saptanması ve sonrasında saptanan aritmi odağının tedavisi (ablasyonu) şeklinde yapılan invaziv (girişimsel) tanı ve tedavi metodudur. Genellikle kasık ve boyun bölgesindeki damarlar kullanılarak kalbe ulaşılarak yapılan elektrofizyolojik çalışma (EPS) sonrasında ritim bozukluklarının tanı ve tedavisi mümkün olabilmektedir. Ritim bozukluğunun tipi ve bulunduğu kalp odağına göre, EPS&aposnin başarı şansı ve ritim bozukluğunun nüks oranları değişmektedir.

Transözefageal Ekokardiyografi

Ekokardiyografi kalbin ses dalgaları yolu ile (ultrason) iç yapısının ve işlevlerinin incelenmesidir. Yaygın olarak kullanılan yüzeysel ekokardiyografi (transtorasik) yönteminin yetersiz kaldığı bazı durumlarda yemek borusu yolu ile ekokardiyografi yapılması gerekebilir.

Bu durumlar şu şekilde sıralanabilir: kalpte pıhtı veya enfeksiyon varlığının araştırılması, yapay kapak işlevlerinin değerlendirilmesi, ana atardamar-aort yırtılmalarının aranması, kalp deliklerinin incelenmesi, kalp kapak yetersizliklerinin ciddiyetinin belirlenmesi, kalp kapak tamiri veya kalp deliklerinin kapatılması ameliyatları sırasında ve sonrasında, işlem başarısının değerlendirilmesi.

Bazen de akciğer hastalığı, şekil bozukluğu gibi nedenlerle hastanın göğüs yapısı yeterli kalitede ekokardiyografik görüntü alınmasına izin vermediği durumlarda TÖE yöntemine başvurulur. Bazı hallerde TÖE sırasında kalbin iç sınırının daha iyi görüntülenmesi, kalp kası kanlanmasının gösterilmesi ve kalp içi şantların saptanması amacıyla kontrast maddeler(boyalı ilaçlar)kullanılabilmektedir.

Tansiyon Holteri

Tansiyon Holteri Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Tansiton Holteri hastaların gün boyu tansiyonlarının sık aralıklarla ölçerek; uykuda, dinlenirken, aktif haldeyken tansiyonu ve nabız sayısını kaydeden bir cihazdır.

Böylelikle uzun süreli hipertansiyonu olan hastaların, günün hangi saatlerinde tansiyon değerlerinin yüksek olduğu saptanarak o saatlere tedavi eklenmektedir. Daha önceden hipertansiyonu olmayan hastalarda ise, ilk teşhis konularak, tedavisinin düzenlenmesi sağlanır.

Bazı durumlarda tansiyonun gün içindeki seyrini bilmek, ilaç tedavisi ile tansiyonun tam olarak kontrol altında olup olmadığını tayin etmek, gece olması beklenen düşmenin olup olmadığına bakmak ve beyaz gömlek hipertansiyonunu araştırmak gereklidir.

Bunun için küçük bir cihaz hastaya takılarak manşonu kola sarılır ve kişi normal günlük yaşantısına döner. Cihaz, hastanın normal yaşantısı sırasında 24 saat süreyle ve planlanan belli aralıklarla, tansiyonu ölçerek kaydeder.

Süre sonunda hastadan cihaz çıkarılır ve kaydedilen bilgiler bilgisayarda değerlendirilir, böylece bütün bir gün boyunca kişinin tansiyon profili ortaya çıkarılmış olur. Bunun sonucuna göre hastanın tanısı kesinleştirilir ve uygun tedavi düzenlenir.

Holter testi boyunca ne yapmalısınız?

1. Günlük rutin yaşantınıza devam edin.

2. Günlüğü doğru şeklide tutun. Yürüyüş, koşu, uyku, duygusal stresler, cinsel aktivite, yemek yeme gibi aktiviteleri günlüğe işlemeyi ihmal etmeyin.

3. Herhangi bir şikayetiniz (ağrı, nefes darlığı, baş dönmesi, çarpıntı) tarif ederek listeye yazın. O andaki saati ve ne yapmakta olduğunuzu yazmayı ihmal etmeyin.

4. Kaydediciyi açmayın ve ıslanmasına engel olun. Bu durum sizin için tehlike yaratmazsa da toplanan bilginin yok olmasına sebep olacaktır.

5. Kayıt süresi dolduktan sonra kaydedici ve hasta günlüğünü holter laboratuvarına ulaştırın.

Ulaşım
Atakalp Hastanesi 1418 Sokak No:18 Kahramanlar - İzmir
  • +90 (232) 483 14 14
  • @bilgi@atakalp.com.tr
  • +90 (232) 441 67 66
HASTA MEMNUNİYET ORANI
Pzt
09:00 - 18:00
Sal
09:00 - 18:00
Çar
09:00 - 18:00
Per
09:00 - 18:00
Cum
09:00 - 18:00
Cmt
09:00 - 12:00
Randevu Al